Ortak velayet, boşanma ya da ayrılık durumunda anne ve babanın velayet hakkını birlikte kullanmaya devam ettiği bir düzenlemedir. Türk hukukunda uzun süre tartışmalı bir konu olan ortak velayet, Yargıtay içtihadındaki dönüşümün ardından bugün belirli koşulların sağlanması hâlinde mahkemelerce uygulanabilmektedir.
Bu sayfada ortak velayetin Türk hukukundaki hukuki dayanağı, mahkemelerin bu hükme nasıl ve hangi koşullarda hükmettiği ile ortak velayetin çocuğun günlük yaşamına yansımaları ele alınmaktadır. Velayetin anneye ya da babaya verilme ölçütleri konusunda ise velayetin anneye veya babaya verilme kriterleri sayfasına başvurmanızı öneririz.
Ortak Velayet Türk Hukukunda Mümkün mü?
Ortak velayet, Türk Medeni Kanunu’nda açıkça düzenlenmemiştir. TMK’nın 182. maddesi, boşanmada velayetin ebeveynlerden birine bırakılmasını esas alan bir yaklaşım benimsemektedir. Bu düzenleme nedeniyle mahkemeler uzun yıllar boyunca ortak velayet kararı vermekten kaçınmıştır.
Ancak Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi‘nin iç hukukta doğrudan uygulanabilirliği, bu tutumun değişmesinde belirleyici rol oynamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 2021 tarihli kararı ve akabinde Yargıtay’ın bu doğrultuda şekillenen içtihadı, ortak velayetin hukuken mümkün bir seçenek olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne taşınan davalarda mahkeme, ortak velayetin çocuğun üstün yararı ilkesiyle bağdaşan ve ebeveynlerin somut koşullarına uygun olduğu hâllerde uygulanabileceğini kabul etmektedir. Öte yandan bu karar, her boşanma davasında kendiliğinden gündeme gelen bir seçenek değildir; aksine somut koşullara, tarafların tutumuna ve mahkemenin değerlendirmesine bağlı istisnai bir düzenlemedir.
Sonuç olarak Türk hukukunda ortak velayet bugün hukuken mümkündür; fakat bu imkânın kullanılıp kullanılmayacağı tamamen davanın özelliklerine ve mahkemenin takdir yetkisine bırakılmıştır.
Ortak Velayete Hükmedilmesinin Şartları
Ortak velayete hükmedilmesi için mahkemelerin gözettiği ölçütler, yerleşik içtihatta belirli bir çerçeveye kavuşmuştur. Bu ölçütlerin bir arada bulunması, kararın verilebilmesi açısından belirleyicidir; ancak her somut olay bağımsız olarak değerlendirilmektedir.
Her iki ebeveynin de rızasının bulunması: Yargıtay uygulamasında ortak velayet kararı, kural olarak her iki tarafın da bu düzenlemeyi istediği ya da en azından kabul ettiği durumlarda verilmektedir. Ebeveynlerden birinin ortak velayete açıkça karşı çıkması, mahkemenin bu yönde karar vermesini güçleştirmektedir. Rıza koşulunun her davada mutlak bir ön şart sayılıp sayılmadığı tartışmalı olmaya devam etmektedir; bu yüzden somut davanın koşulları belirleyicidir.
Ebeveynler arasında işlevsel iletişimin varlığı: Ortak velayetin sağlıklı işleyebilmesi, anne ve babanın çocuğa ilişkin kararları birlikte ve uyum içinde alabilmesine bağlıdır. Mahkeme, tarafların çocuk üzerindeki konularda (eğitim, sağlık, ikamet gibi) makul ölçüde müzakere edebildiğini, birbirini engellemediğini değerlendirdiğinde bu düzenlemye yönelmektedir. Yoğun çatışma ve kronik iletişimsizlik, ortak velayetin önündeki en önemli pratik engeldir.
Çocuğun yaşam koşullarında süreklilik ve istikrar: Tarafların birbirlerine yakın ikamet etmesi ya da çocuğun eğitim, sağlık ve sosyal yaşamının fiilen sürdürülebilir olması, mahkemelerin dikkate aldığı somut olgular arasındadır. İki ebeveynin farklı şehirlerde ya da ülkelerde yaşaması, ortak velayetin pratik uygulanabilirliğini doğrudan etkiler.
Çocuğun üstün yararı ilkesi: Türk hukukunda velayet kararlarının merkezinde daima çocuğun üstün yararı yer almaktadır. Ortak velayet bu ilkeyle çeliştiği değerlendirildiğinde — örneğin taraflar arasında şiddet geçmişi varsa ya da ebeveynlerden birinin çocuğun yaşamında gerçek anlamda yer alamayacağı ortaya çıkıyorsa — mahkeme bu yönde karar vermemektedir.
Ebeveynlerin çocuğun bakımını üstlenebilir durumda olması: Her iki ebeveynin de çocuğun fiziksel, duygusal ve ekonomik gereksinimlerini karşılayabilir konumda olması, ortak velayet değerlendirmesinde temel alınan kriterlerdendir. Mahkeme gerektiğinde uzman bilirkişi incelemesi ve sosyal inceleme raporu yoluyla bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmaktadır.
Belirtmek gerekir ki yukarıdaki ölçütlerin tamamının somut davada var olması, ortak velayet kararını otomatik olarak doğurmaz. Bu karar mahkemenin takdir yetkisi kapsamındadır ve her davanın özgün koşulları ayrı ayrı değerlendirilir.
Ortak Velayette Çocuğun Yaşam Düzeni
Ortak velayet, velayetin kullanılmasına ilişkin hukuki yetkiyi belirler; çocuğun fiilen nerede yaşayacağı meselesini ise ayrıca düzenlemek gerekir. Bu iki kavram birbirinden bağımsızdır ve sıklıkla karıştırılmaktadır.
Ortak velayet kararı verildiğinde mahkeme, çocuğun birincil ikamet ebeveynini (asıl yanında yaşayacağı tarafı) ve diğer ebeveynle kişisel ilişki düzenini ayrıca belirler. Dolayısıyla ortak velayet, çocuğun zamanını ebeveynler arasında eşit biçimde paylaştıracağı anlamına gelmez; çocuk büyük olasılıkla yine ağırlıklı olarak ebeveynlerden birinin yanında ikamet eder.
Eğitim ve sağlık kararları: Ortak velayette okul seçimi, nakil, yurt dışı çıkışı ve tıbbi müdahale gibi önemli kararların her iki ebeveynin onayıyla alınması esas kabul edilir. Bu durum, uyumlu ilişki yürütemeyen ebeveynler için kimi zaman uygulama güçlükleri doğurabilmektedir.
Günlük kararlar: Çocuğun o an yanında bulunduğu ebeveyn, günlük yaşama ilişkin rutin kararları tek başına alabilmektedir. Bu ayrım, ortak velayetin işleyişini pratikte daha sürdürülebilir kılan temel unsurlardan biridir.
İştirak nafakası: Ortak velayet kararı, çocuğun ekonomik gereksinimlerini karşılama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Çocuğun birincil olarak yaşadığı ebeveynin talebi doğrultusunda iştirak nafakası belirlenebilir; nafaka miktarı ve ödeme koşulları somut olaya göre mahkemece takdir edilir.
Anlaşmazlık hâlinde ne olur? Ortak velayet sürecinde ebeveynlerin önemli bir konuda uzlaşamaması durumunda, aile mahkemesine başvurularak uyuşmazlığın çözümü talep edilebilir. Mahkeme bu uyuşmazlığı da çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda karara bağlar.
Velayet düzenlemesinin ilerleyen dönemde değiştirilmesi de söz konusu olabilmektedir. Koşulların değişmesi hâlinde ortak velayet kararının gözden geçirilmesi veya kaldırılması talep edilebilir; bu konudaki hukuki süreç verilen velayet kararının değiştirilmesi sayfasında ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Ortak velayet, doğru koşullar sağlandığında çocuğun her iki ebeveynle sağlıklı bir ilişki sürdürmesine katkı sağlayabilen bir düzenlemedir. Bununla birlikte hukuki sürecin doğru yürütülmesi ve tarafların haklarının eksiksiz korunması, aile hukuku alanındaki uygulamanın teknik boyutlarına hâkim olmayı gerektirmektedir. Bu süreçte velayet davası ve aile hukuku sayfalarından sürecin genel işleyişi hakkında bilgi edinebilirsiniz.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; özellikle süreler ve başvuru koşulları zaman içinde değişebileceğinden, kesin bilgi ve kendi durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Bu konuda profesyonel destek almak için Erzurum Boşanma Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
























