Boşanma Davasında Davayı İlk Açan Tarafın Kusuru Var MIdır?
Türk Medeni Kanunu; nişanlanma, evlenme ve boşanma gibi konuları ele almaktadır. Bu kavramların tanımı ve hukuken geçerliliği de Kanun’da kapsamlı şekilde ele alınmıştır.
Türk Medeni Kanunu boşanma sürecinde kusur dağılımına önem vermektedir. Kusurun varlığı halinde boşanmaya karar verilebileceği belirtilmiştir. Anlaşmalı boşanma halleri dışında kusurun varlığı yargılamanın sonucu açısından büyük önem taşımaktadır.
Evlilik hukuku kaynaklı yargılamalar ve özellikle boşanma yargılamalarında gerek Kanun ve gerekse yargı kararlarıyla kusurun ağırlığı ve türleri belirlenmiştir. Boşanmak medeni bir haktır. Kimse, haklarını kullandığı için kusurlu ilan edilemez. Bu nedenle boşanma davasını önce açan tarafın kusurlu olacağı yönündeki bilgilerin hukuk karşısında herhangi bir temeli bulunmamaktadır.
Evlenme ehliyeti olan herkesin boşanmaya da hakkı bulunmaktadır. Kimsenin evlenmeye zorlanması ne derece hukuka aykırıysa kişinin sürdüremediği evliliğine katlanmaya zorlanması da hukuka aykırı olacaktır. Bu nedenle kişiler medeni hakkını kullanıp boşanma davasını önce açması halinde sadece bu sebeple kusurlu ilan edilemeyecektir.
Boşanma Davasında Kusur
Boşanma davası neticesinde bir kusur değerlendirilmesi yapılmaktadır. Kusurlu olan eşin tazminat ödemesi gibi yahut kusurlu eşin mal rejimi payının azaltılması ya da kaldırılması gibi sonuçlar söz konusu olabilir. Müşterek çocukların velayeti de kusura göre belirlenebilmektedir. Bu nedenle boşanma davasında kusur tayini önemli bir konudur. Boşanma davasında kusur sayılan davranışlar ve boşanma nedenleri;
- Zina,
- Sadakatsiz davranışlar sergilemek,
- Şiddet uygulamak,
- Suç işlemek,
- Haysiyetsiz hayat sürmek,
- Ortak hayat kurmamak,
- Cinsel birliktelikten kaçınmak,
- Hakaret,
- Kumar,
- Ev ekonomisiyle ilgilenmemek ve çalışmamak,
- Eşin ailesine hakaret etmek,
- Eşin hayatına kast,
- Evi terk etmek,
- Müşterek çocuklara şiddet uygulamak,
- Müşterek çocuklara ebeveynlik yapmamak
gibi davranışlar olarak sayılabilir. Bu örneklemeler daha da arttırılabilir.
Görüldüğü üzere davanın önce açılması hali boşanmada kusur olarak tespit edilmemiştir. Bu nedenle boşanma davasını açan taraf kusursuz sayılabileceği gibi bu durum neticesinde tazminat da talep edilebilecektir.
Boşanma Davasında Kusurun Önemi
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Kanun’un metninden de anlaşıldığı üzere davanın açılabilmesi için dava açan eşin kusursuz olması ya da diğer eşin kusuruna göre daha az kusurlu olması gerekmektedir. Kusursuz eşe karşı açılan boşanma davası ise reddedilecektir. “Erzurum boşanma avukatı” gibi aramalarda bulunan kişilerin uzman bir boşanma avukatı arayışında olduğu söylenebilir. Toplumda “boşanma avukatı” olarak bilinenin aslında uzman bir boşanma avukatı olduğu ortadadır.
Boşanma süreçlerinin uzman bir boşanma avukatı tarafından yürütülmesinin önemi kusur dağılımında ortaya çıkmaktadır. Boşanma davası sırasında evliliğin bitip bitmediği ve bittiyse kimin kusurlu olduğu tespiti yapılacaktır. Kusur dağılımı neticesinde tazminat, velayet ve mal rejimi payının azaltılması riskleri söz konusu olacağından boşanma davalarının uzman bir avukat tarafından yürütülmesi gerekmektedir.
Av. Harun Raşit Özdemir
