Ceza Hukuku ve Ceza Avukatı
Bireysellikten toplumsallığa geçişte, toplu olarak yaşamanın zorunlu kıldığı bazı kurallar getirilmiş ve insanlar bazı yetkilerini devlete devretmiştir. Bu kuralların başında suç işlememek gelmektedir. Suç işlenmesi durumunda ise suç karşısında bireyin kendi hakkını kendinin araması yasaklanarak yargılama yetkisi devlete devredilmiştir. Bu gelişmelerle ceza hukuku alanı oluşmaya başlamış ve günümüze kadar gelişimini sürdürmüştür.
Ceza Yargılaması, Soruşturma ve Kovuşturma
Günümüzde ceza yargılaması; karakol ve savcılık aşamalarının olduğu soruşturma evresi ve sonrasında mahkeme aşaması denilen kovuşturma aşamasından oluşmaktadır. Şüphelinin karakol veya savcılık tarafından ifadesinin alınmasıyla başlayan ve mahkemenin iddianameyi kabul ettiği ana kadar süren sürecin adı soruşturma evresidir. Mahkemenin iddianameyi kabul edip yargılamayı bitirdiği ve dosyanın üst yargı yerlerince incelenmesi neticesinde kesinleşmesine kadar geçen süreç ise kovuşturma evresidir.
Soruşturma Evresinde Tutukluluk veya Adli Tedbir Uygulanması
Soruşturma evresi genel olarak ifade ile başlar denilebilir. Şüphelinin ifadesinin alınması sonrasında şüpheli serbest bırakılabilir, tutuklanabilir ya da adli kontrol tedbirleri uygulanabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu 100 ve devamı maddelerde tutukluluk durumları düzenlenmiştir. Bu hallerde dosya kapsamının değerlendirilmesiyle Cumhuriyet Savcısı’nın istemi üzerine şüpheli hakkında tutuklama kararı verilebilir. Tutuklama kararı verilirken, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması ve bir tutuklama nedeninin olması halinde ve verilmesi beklenen cezanın tutuklulukla orantılı olması gerektiği durumlarda tutuklama kararı verilebilir. CMK 100. maddesine göre;
- Şüphelinin veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesi,
- Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
- Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması,
- Soykırım ve insanlığa karşı suçların işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Kasten öldürme suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Silahla işlenmiş kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçlarının işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- İşkence suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Cinsel saldırı suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Çocukların cinsel istismarı suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Hırsızlık ve yağma suçlarının işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Devletin güvenliğine karşı suçların işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçların işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Silah kaçakçılığı suçunu işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Zimmet suçunu işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Kaçakçılık suçunu işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Orman yakma suçunu işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda tanımlanan suçları işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33. maddesinde sayılan suçların işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa,
- Terörle Mücadele Kanununun 7. maddesinde belirtilen suçların işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunuyorsa, tutuklama tedbiri uygulanabilir.
Adli kontrol tedbirleri ise Ceza Muhakemesi Kanunu 109. maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye göre CMK 100. maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebilir. Adli kontrol tedbirleri şu şekildedir:
- Yurt dışına çıkamamak,
- Belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak,
- Hakimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak,
- Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek,
- Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak ve bunları kabul etmek,
- Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hakimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak,
- Silah bulundurmamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek,
- Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere ayni veya kişisel güvenceye bağlamak,
- Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkum edildiği nafakayı düzenli ödeyeceğine dair güvence vermek,
- Konutu terk etmemek,
- Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek,
- Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.
Kovuşturma Evresi
Savcılık makamlarınca soruşturma yapılıp da suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe oluşursa Cumhuriyet savcılığınca iddianame düzenlenerek dava açılacaktır. Açılacak davanın hangi mahkemede açılacağı ise suça göre belirlenecektir. Mahkemece iddianamenin kabul edilmesiyle kovuşturma aşaması başlayacaktır.
Ağır Ceza Mahkemesinin Görevine Giren Suçlar
- Müebbet, ağırlaştırılmış müebbet ve üst sınırı 10 yıldan fazla hapis cezasını öngören tüm suçlar,
- Kasten öldürme,
- Taksirle ölüme neden olma,
- Anayasal düzene karşı suçlar,
- Devletin egemenliğine karşı suçlar,
- Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,
- İnsan ticareti,
- Uyarıcı ve uyuşturucu madde ticareti ve imalatı,
- Yağma,
- Zimmet,
- Rüşvet,
- İrtikap,
- Nitelikli dolandırıcılık,
- Hileli iflas,
- Cinsel saldırı,
- Cinsel istismar gibi suçların yargılaması ağır ceza mahkemelerinde yapılacaktır.
Asliye Ceza Mahkemesinin Görevine Giren Suçlar
Ceza yargılamaları her ne kadar ihtisas mahkemelerince yapılıyor olsa da genel olarak esas yargılamalar asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerince yapılmaktadır.
Kanunda aksi düzenlenmedikçe 10 yıl ve daha az cezayı öngören suçların davaları asliye ceza mahkemesinde görülecektir. Genel kural gereği düşünülürse ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen tüm suçlar bakımından yargılamada görevli mahkeme asliye ceza mahkemesi denilebilir.
Ceza Yargılamasında Avukatın Rolü
Ceza hukuku üç ana temel üzerinde durmaktadır: iddia(savcı), yargılama(hakim) ve savunma(avukat). Ceza hukukunun temeli sayılan savunma makamının önemi büyüktür. Kişilerin kendisini vekille temsil etmesi gibi bir zorunluluk bulunmasa da, savunma mekanizmasının etkin işlememesi durumlarında olası bir cezalandırmanın kişilerin özgürlükleri üzerinde büyük bir etkisi olduğu açıktır. Bu nedenledir ki kişinin, “silahların eşitliği ilkesi” gereğince, mahkeme önünde kendini savunabiliyor olması gerekmektedir. Haklarını bilmeyen birinin, ciddi sonuçlar barındıran bir yargılamada kendisini gerektiği gibi savunması beklenemez. Bu nedenle yukarıda detaylarıyla bahsedilen ceza yargılama sürecinin her bir anında profesyonel bir desteğin alınması elzemdir. Tüm bu süreçlerin en doğru şekilde yürütülmesi ise avukat nezaretinde gerçekleşmektedir.